12 Mart 2011 Cumartesi

İlkyaz


Kış bitmiş.

İçim kıpır kıpırmış.
Bayram sabahı karın ağrısı gibi bir şey. Heyecana yakın ama değil gibi de.
Yoksa ben...
Kaburgalarım kalbimi korumaya yetti.
Tüm bahar onu da içimde yaşatmaya yeter mi?

26 Şubat 2011 Cumartesi

Şarkı


Bir şarkı dinlersin.
İyi gelir önce, sonra dinlersin... Dinlersin.
Dinlersin, öylece.
Düşünmeden bilirsin ve yine hep bilirsin.
Tüm hayaller ortakmış, tüm acılar...
Tüm rüyalar aynıymış.
Savaşlar, güzeller ve de çirkinler.
Masallar da. Kışlar da ve hatta yazlar da!
Bir avuç tatlı su. Tüm düş bundan ibaretmiş.
İyottan arınmış tüm hücreler bir gün kendini yollara vuracak.
Aynı şarkıyı dinleyecek. Sadece yürüyecek, yüzecek...
Yüzgeçleri kanayana kadar!
Çünkü yollar varmış, tek başına gidilemeyecek yollar...
Ve aslında kendi kendine akan sular varmış...
Ama yollar da varmış, evet.
Ve yalnızken hiç olmayan korkular....
Varken hep varolan gerçekler ve kabuslar...

Bi gözümü kapatırım, diğeriyle ona bakarım.
Yalnızken varolan korkular da varmış, karanlıkmış.
Ve aslında onla ne kadar azmış siyah.
Gülümsemem hep mi kocamanmış?
Kim bilir!?
.......
Ne kadar da çocukmuşuz aslında...

16 Şubat 2011 Çarşamba

Dönüşüm



Pullarımız varmış.
Yıldız tozundan...
Bi de...

Bazen, bazenden biraz sık. Tebessüm olunca...
Sık sıkların arası sıklaştığında... Hep mutlu olunca...
Soru sormak bir oyun, kaçınılmazmış.
Durdum, sormuyorum. Bilmiyorum ki!
Kocaman bir kutup yıldızı bir anda mavi bir balığa dönüşürse sular altında neler olur?
Neler olabilir ki? Güzel olmayan neler olabilir?
Bilemeyince karışır mıymışım?
Kendimden başka dost balıklar varmış.
Öyle çok benlilik olmuştu ki... Bencilliği sevmez benliliğim, ama bilemez de.
Mavi balıkmış, lüfermiş... Hem bildirir hem de bilirmiş...
Bilmediğinden korkmazmış ki balık kısmısı, bildiğinden korkarmış.
Gece kabusları bilmelerden... Hem de hep bilmelerden. Tanıdık...
Mavi balık öyle bilge ki! Bunu da bildirdi.
Haklıydı çünkü... Bi yüzgeçli bilmediğinden korkmaz ki!
O halde binlerce, binmilyonlarca kez... Pulları ve de yüzgeçleri ve de hepsi...
Hoşgelmiş!
Ve yine hoşgelmiş...
Ve yine...
Bi de...
Yine!

8 Şubat 2011 Salı

Böyle miymiş?


Bir varmış, hep varmış...
Kırmızı balıkmışım, sarsakmışım...
Öyle çabuk kızar, hemen küsermişim...
Şimdi nasıl çabuk geçiyor her şey de bir o kalıyor?
Tozlar?
Evet birazcıcık yıldız tozu yuttum. Ne güzelmiş dedim, daha çok yuttum.
Sonra ellerim yok oldu, elleri oldu...
Sonra sonra...
Uzaklar eskisi kadar uzak değilken ve ben hala sarsak iken...
Akıllı olabilmek de varmış, uzakları aşmak da...
Elimde mendil yok.
Hiç sallamadım çünkü hiç gitmedi.
Gözlerimi öyle sıkı kapatmıştım ki karanlık hep karanlıktı bir zamanlar...
O zamanlar gitmeler ve gelmeler vardı.
Şimdi karanlıkta parlayan iki çift gözmüşüz.
Öyle gerçek, öyle çokmuşuz ki...
Biliyorum, çünkü gözlerimi açıyorum hala orada.
Gözümü kapatıyorum yine orada.
Bi kapıyorum...
Bi açıyorum...
Oh! İçim rahatlıyor, yine orada!

21 Ocak 2011 Cuma

Yıldız Tozu


Büyüdü, büyüdü içim de kocaman oldu!
Öyle kocaman oldu ki içim, kafam üşümüyor artık.
Göğe bakıyoruz, ben kuzeyde onu buluyorum o gözünü kapatsa yeter.
Hayal kahramanıymışım.
Hem kırmızı, hem mavi balıkmışım. Çünkü bir varmışız, hep varmışız...
Tüm yıldızlar sönse de gökte hep o.
Ellerim pullarımda, parlakmış yeniden. Üstüm başım yıldız tozu!
"Benim pullarım derinlere dayanamadı, çok üşüdü döküldü." dedim.
Bi minicik üfledi parlak pullar yıldız tozu...
"Bir hayal kahramanının yıldız tozuna, hayallerimin de kahramana ihtiyacı var." dedi.
Öyle kocaman haklıydı ki, sadece tebessümle susuş.
Tebessüm kaldı.
Dudağımın kenarında izi...
Ne de yakıştı!

14 Ocak 2011 Cuma

"Puff" İcadı



Bu ara yüzgeçlerim öyle meşgul ki...
Günler yetmiyor, sonra sonra geçmiyor. Zaman aklımı karıştırdı.
Birden hızlı, sonra yavaş...
Ama ama olmaz yok! Kutup Yıldızı oldurur, hem de her daim!
Hiç yormaz, yüzgeçlerimin uçlarından tutup öper, birileri yorulmuşsa da bi şeycik kalmaz.
Kışmış... Yazmış... Kimin umrunda!
Aldığımız nefes yetmiyor, zaman yetmiyor! Kışa çözüm buldu ki, bunu da oldurur.
Bi gün bakmışız ki bi "puff" la yan yanayız.
Şimdilik gözlerimizi kapatıyoruz, tasavvurla aldanış. Zamanı kandırmaca.
Olsun! "Puff"u bulana kadar beklerim.
Gün geçer gözümü bi açarım, kocaman sarılırım.
Sonra da kocaman...

3 Ocak 2011 Pazartesi

Kışla Antlaşma




Geceler uzun kalsın hep.
Bir antlaşma yaptık.
Kışı sevebilemem belki ama geceyi hep severim.
Uzunsa ve daha da uzun olacaksa gece, kışla savaş niye?
Uyanık uykularda kutup yıldızı.
Kar küresinde geceler uzun olsun, olsun ki gündüz kutup yıldızı ulaşamazken gece bulsun.
Tüm anlar birer birer günden geceye dönsün, bir "an" bile kaçmasın...
Baharlar, yazlar ve hatta kışlar... Bizim olsun.
Ne güzel olmaz mı!?

31 Aralık 2010 Cuma

Kutup Yıldızı



Kutup yıldızı hasta olmuş.
Çok düşündüm bahar gitse kış kalsa da o varken olurmuş.
Bir çözüm bulacakmış çünkü.
O iyi olursa kış bile geçermiş.
İyi gelen ne var ki! Ondan başka...


22 Aralık 2010 Çarşamba

Gündönümü


Gün olmuş.
Gece olmuş sonra ama çok bir başkaymış.
Upuzun olacakmış çünkü.
Bir kutup yıldızı demiş ki;
"Büyük büyük yıllar geçmiş. Ay, gündönümüne yetişmiş. Eğer yan yana olursak bahar gelecek!"
Uzun rüyalar bitmiş, uzun uykulardan en uzun geceye uyanmışım.
Kar küresine baharı getirecekse kutup yıldızını dinlemeli!
Çünkü o da en az bir yüzgeçli kadar iyi...
Kalpleri çok iyi olanlar çok üzülünce, çok yorulunca bahar gelirmiş.
Mutlu olsunlar diye sırf.
Yalancıktan değil, sahiden olsun ki hiç iz bırakmasın yaralar.
Geceyi kollamış minik ışıklar, daha uzun olsun diye... Ama bitmiş.
Sonra sabah olmuş ve bakmışlar ki bahar güneşi!
Ayı dünyaya yaklaştırmış, geceyi uzatmış ve baharı getirmiş kutup yıldızı...
Daha ne olsun!
E öyleyse...
O da hoşgelmiş!


17 Aralık 2010 Cuma

Miğfer



Bunun bir yolu olmalıydı ki zaten. Birileri düşünmüş olmalıydı.
Başka türlü olamazdı ki.
Böyle sürüp gidemezdi.
Kafam sıcakken daha azmış rüyalar, yüzler yabancıymış... Yabancı yüzler, tanıdık üzmeyen yüzler...
Bunun bir yolu varmış ki!
Akıldan çok akılcı olmalıymış... Kandırmacalar da neyin nesi? Sesler, rüyalarda uzun sohbetler...
Birazdan ısınırmış kafam, hepsi bitermiş. Deniz yıldızı kutup yıldızıymış şimdi, şimalmiş...
Çok üşüdük, çok bekledik ne de çokmuş da yorulmuşum, kıpırdamaz olmuş yüzgeçlerim.
Halbuki yorgunken bile ne çok mendil sallamıştık, ne güzel beklemiştik güneşi... Canım güneş olmuştu sonra. Pazar güneşi olmuş, şarkı olmuş sonra... Sonra sadece şarkı.
Üzdü, öyle üzdü ki tebessüm hep hüzün oldu, dudağımın kenarında izi kaldı.
Belki kafam çok ısınır, izi bile kalmaz belki bir gün, gün olur da bir gün... Hiç kış olmayana kadar yüzgeç sallarım yine...
Başka başka diyarlardan kartpostallar alırım, sadece tebessüm olurum yine...
Gün olur, güneş olur, yine kış olur ama hep olur...
Bi gün sadece gün olur.
Tebessüm olur.