
Yumuşak şeyler dinlemek...Mümkün olduğu kadar yumuşak ve zararlı şeyler yiyerek büyümek büyümek... Suyun kaldırma kuvvetine fazla mı güvendim sanki?
Zamanı ağzımı kocaman açarak kovalıyorum. Pek mümkünmüş, yiyebiliyorum. Ölçek ölcek değil fekat. Saymadan sormadan...Geçsin sadece... Rüyalarda duraklarda insin kabuslar. Kel yaralar görünmesin. Biz her günü yeni doğmuşuz gibi yaşayalım; suyumuz hiç bulanmasın. Renkler hep benimle olsun. Mümkünse rüyadaki karabasanları kocaman güllerle boğayım. Zaman sadece geçsin, hep çok geçsin... Ben ağzımı daha da kocaman açarım. Gerçekten. Yapabilirim, valla.
22 Mayıs 2010 Cumartesi
Pac-fish Uğraşısı
15 Mayıs 2010 Cumartesi
12 Mayıs 2010 Çarşamba
Alık Balık İlahisi
11 Mayıs 2010 Salı
Am i still ill?

Bu gece Eros benim!
Bütünleştirme çabası yok, sadece küçük bir
fragman. Her ilişki ilahi bir dokunuşu hak eder!
Korkarım insansılaşıyorum. Portatif akciğerle gelen eşantiyon üst solunum yolum fire vermeye başladı. Kalın siyah şeritleri aşmak için suyun yüzeyine çıkartacak ekipmanım mevcut. Aralıksız akıntıya kapılmalı mı?
"...does the body rule the mind"
Ya da mevcut harakiri operasyonu için zula yaptığım taze oksijenle geri sayım! Bulabildiğim ilk kesici aletle yüzgeçlerime veda ederim.
"...or does the mind rule the body?"
Çok zor olmamalı. Sonraki adım nirvana... Yeterince hayattan vazgeçmedim mi?
Fütursuzca soruyor şarkı. Korkunç bir kedi- fare oyunu. Aynı adımlara karışan tanıdık reaksiyonlar... O lanet çemberin içinde misin? İçinde miyim!?" İyi miyim??
"Under the iron bridge we kissed
and although i ended up with sore lips
it just wasn't like
the old days anymore
no it wasn't like those days
am i still ill?"
Hayır! Her çember kırma çabası kalın şeritleri karanlık duvarlara dönüştürdü. Karanlık duvarların dibine işiyoruz artık. Gözümüz alıştı. İyi de oldu.
Parlak kenarları görüyorum evet. Fekat hala "not very often!"
Artık fotoğraflar yan yana gelecek ve kaç "yedi"ği bilinmeyen farklar sıralanacak. Hadi başlayalım!
5 Mayıs 2010 Çarşamba
Uyumak Kendine Dönmektir, Evet!

"Uyumaya layık değilsin! Zamanını, kendini zorlamakla, nefret ettiğin şeyi yapmakla geçiriyorsun, kendini kullanıyorsun, kendini susmaya zorluyorsun, yüreğini konuşturacak yerde kafanla karar veriyorsun ve yine de uyumak istiyorsun! Ama uyku seni istemiyor ki! Uykuyu hak etmek gerekir! Uyku, pis ayakkabılarla ve sümüklü burunlarla hiç mi hiç girilmeyecek bir tapınaktır! Uyumaya niyetliysen önce gerçeği gör ve ruhunu koru!"
4 Mayıs 2010 Salı
D(S)on Kişot
30 Nisan 2010 Cuma
Easy Lover!
29 Nisan 2010 Perşembe
"Colour Me Blue"
27 Nisan 2010 Salı
Sürpriz!
Midem bulanıyor. Bu defa heyecandan! Bu ara kendimi bir boka benzemeyen dünyaya emanet ettim bayır aşağı şapada şıpıdı koşuyorum. Sevmediğim yüzgeçlerimle üstelik. Depar atarken epey işe yarıyormuş!
Bugün çok mutluyum. Rüzgara karşı koşarken ilk defa taze oksijeni içime çektim. Portatif akciğeri temin eden şahıslara sponsorlukları için gönülden teşekkür ederim. Nefes almak uzun zamandan sonra ilk defa bu kadar keyif verdi.
Adım attım, nefes aldım, rüzgarı hissettim. Bugün ilk defa yalancı dünyadaydım. Mutluyum. Başlangıçların şerefine kibriti çakıp göğe uçuşunu büyük bir keyifle izliyorum. Ve hatta bir tane daha...
Şerefe!



.jpg)

.jpg)
