22 Mayıs 2010 Cumartesi

Pac-fish Uğraşısı




Yumuşak şeyler dinlemek...Mümkün olduğu kadar yumuşak ve zararlı şeyler yiyerek büyümek büyümek... Suyun kaldırma kuvvetine fazla mı güvendim sanki?

Zamanı ağzımı kocaman açarak kovalıyorum. Pek mümkünmüş, yiyebiliyorum. Ölçek ölcek değil fekat. Saymadan sormadan...Geçsin sadece... Rüyalarda duraklarda insin kabuslar. Kel yaralar görünmesin. Biz her günü yeni doğmuşuz gibi yaşayalım; suyumuz hiç bulanmasın. Renkler hep benimle olsun. Mümkünse rüyadaki karabasanları kocaman güllerle boğayım. Zaman sadece geçsin, hep çok geçsin... Ben ağzımı daha da kocaman açarım. Gerçekten. Yapabilirim, valla.


15 Mayıs 2010 Cumartesi


"Bildim, bildim bildim...
Ben onu kedi sandım.
Bir çeşit kedi olduğunu tespit ettim.
Belki bir çeşit kedi.
Ama bunlar detay sayılır yani...
Ya onu merak ettiysem?
O zaman bana gösterebilirler
Hem de hemen gösterirler.
Bu doğru değil mi? Hemen gösterirler.
Belki de ben hastayım.
Çünkü ben evet, evet.
Kediyi istiyorum.
Bu işin aslı... Komik.
Komik ama baba hepsini öperim.
Hep öperim.
Her zaman kedileri öperim.
Hepsini öperim.
Öpmedim mi?
Her an.
Her zaman öpmedim mi baba?"

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Alık Balık İlahisi






"Ağır ağır yürüyorum daha çok yaşamak için

Daha çok satın alıyorum daha iyi olmak için

Bir topaç var çaydanlıkta;

Ve bir motor kıçımda...

Tasalara karşı yerim yoğurdu

Böbreklerim için içerim şişe suyu

Bir topaç var çaydanlıkta;

Ve bir motor kıçımda..."

11 Mayıs 2010 Salı

Am i still ill?


Bu gece Eros benim!
Bütünleştirme çabası yok, sadece küçük bir
fragman. Her ilişki ilahi bir dokunuşu hak eder!


Korkarım insansılaşıyorum. Portatif akciğerle gelen eşantiyon üst solunum yolum fire vermeye başladı. Kalın siyah şeritleri aşmak için suyun yüzeyine çıkartacak ekipmanım mevcut. Aralıksız akıntıya kapılmalı mı?

"...does the body rule the mind"

Ya da mevcut harakiri operasyonu için zula yaptığım taze oksijenle geri sayım! Bulabildiğim ilk kesici aletle yüzgeçlerime veda ederim.

"...or does the mind rule the body?"

Çok zor olmamalı. Sonraki adım nirvana... Yeterince hayattan vazgeçmedim mi?

Fütursuzca soruyor şarkı. Korkunç bir kedi- fare oyunu. Aynı adımlara karışan tanıdık reaksiyonlar... O lanet çemberin içinde misin? İçinde miyim!?" İyi miyim??

"Under the iron bridge we kissed
and although i ended up with sore lips
it just wasn't like
the old days anymore
no it wasn't like those days
am i still ill?"

Hayır! Her çember kırma çabası kalın şeritleri karanlık duvarlara dönüştürdü. Karanlık duvarların dibine işiyoruz artık. Gözümüz alıştı. İyi de oldu.

Parlak kenarları görüyorum evet. Fekat hala "not very often!"
Artık fotoğraflar yan yana gelecek ve kaç "yedi"ği bilinmeyen farklar sıralanacak. Hadi başlayalım!

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Uyumak Kendine Dönmektir, Evet!


"Uyumaya layık değilsin! Zamanını, kendini zorlamakla, nefret ettiğin şeyi yapmakla geçiriyorsun, kendini kullanıyorsun, kendini susmaya zorluyorsun, yüreğini konuşturacak yerde kafanla karar veriyorsun ve yine de uyumak istiyorsun! Ama uyku seni istemiyor ki! Uykuyu hak etmek gerekir! Uyku, pis ayakkabılarla ve sümüklü burunlarla hiç mi hiç girilmeyecek bir tapınaktır! Uyumaya niyetliysen önce gerçeği gör ve ruhunu koru!"

Mort olayazdım! :Kemale eremediysek de uykunun anahtarını getir her kimsen sayın Şey! Zira yaz bir türlü gelebilemedi.

4 Mayıs 2010 Salı

Dipnot!


"Balıklar mutluluklarını bilmezler. Bu mutlu olmanın ilk koşuludur."

D(S)on Kişot

"Yeldeğirmenlerine karşı Don Kişot muyum?
Uçuyorum durmadan ben pilot muyum?
Yeldeğirmenlerine karşı Don Kişot muyum?
Dilimde hep aynı şarkı idiyot muyum?
Veremem...
Adresim saklı
Veremem, veremem...
Gelmediğiniz orası kaldı!"
Son Kişot'a evrilmiş bir Don Kişot. İmanım pekişiyor, canlıyım.
Evriliyorum.
Yenisi için soyunan derim pullarını dökmekte. Bu ara sapır sapırım, haydi hayırlısı. Nereye döküleceğim belli değil.
Bu suda mineral de az katkı maddesi de. Az iyot idiyot yapabilmekteyse neye evrildiğim merak konusu. Gelişimim dursun diye plastik yosunları yemeye başlayabilirim her an. Bu bünye onları da öğütürse mutant olmam an meselesi. Öğütmediğim bir o yosunlar; dönüşmediğim bir Rocksteady, bir de Bebop kaldı. Hayırlısı olsun!

30 Nisan 2010 Cuma

Easy Lover!



easy lover
what are you trying to say
made love now we have to pay

easy lover
what are you trying to do
made love now we'll see this through

easy lover
what is there left to see
easy lovernow you know what it takes
to satisfy me

easy lover
it ain't so easy now
love just works this way somehow

easy lover
you know it has to end
now we can't remain just friends
.........
.......................
Beyle buyuruyor şarkı. Suyum daimi surette değişmekte. Yaşam kalitem arttığından ötürü uçurucu etken madde sıkıntısı çekmekteydim. Bu parça ilaç gibi geldi. Açıklamayı desteklemeyen şeklimizde görülüyor. Sevgi- emek eşitsizliğine bu şarkıyla cevap veriyorum. Şablona inat hepimiz "easy lover"!
Her ne kadar emeklerin ardından bir yakınma da olsa bu şarkı, maymunların hepsi er ya da geç parmaklarının arasından dünyaya bakmayı akıl ediyor. Suyum artık berrak, kafam yeteri kadar dumanlı değil. Portatif akciğerim ve ek besinim olduğuna göre artık hedonizm kapıda. Kaçış yok! Metaların kovalaması an meselesi...
Konuya yaklaştık artık şablona dönüyoruz. şekil-2 tamam. O kadarını yapabilirim. Şekil-3 konusunda ciddi sıkıntılarım var. Cevabını şarkıda bulabiliriz. Şekil-4 de doğrudan şekil-1'e bağlı.
Evet. Peki.
Ders bitti.

29 Nisan 2010 Perşembe

"Colour Me Blue"


Your happiness and sorrow too
They only come in shades of blue
But no other colour
Could give off quite a hue
Colour me blue
As you
Colour me blue
As you as blue

27 Nisan 2010 Salı

Sürpriz!


Midem bulanıyor. Bu defa heyecandan! Bu ara kendimi bir boka benzemeyen dünyaya emanet ettim bayır aşağı şapada şıpıdı koşuyorum. Sevmediğim yüzgeçlerimle üstelik. Depar atarken epey işe yarıyormuş!

Bugün çok mutluyum. Rüzgara karşı koşarken ilk defa taze oksijeni içime çektim. Portatif akciğeri temin eden şahıslara sponsorlukları için gönülden teşekkür ederim. Nefes almak uzun zamandan sonra ilk defa bu kadar keyif verdi.

Adım attım, nefes aldım, rüzgarı hissettim. Bugün ilk defa yalancı dünyadaydım. Mutluyum. Başlangıçların şerefine kibriti çakıp göğe uçuşunu büyük bir keyifle izliyorum. Ve hatta bir tane daha...
Şerefe!