Midem bulanıyor. Bu defa heyecandan! Bu ara kendimi bir boka benzemeyen dünyaya emanet ettim bayır aşağı şapada şıpıdı koşuyorum. Sevmediğim yüzgeçlerimle üstelik. Depar atarken epey işe yarıyormuş!
Bugün çok mutluyum. Rüzgara karşı koşarken ilk defa taze oksijeni içime çektim. Portatif akciğeri temin eden şahıslara sponsorlukları için gönülden teşekkür ederim. Nefes almak uzun zamandan sonra ilk defa bu kadar keyif verdi.
Adım attım, nefes aldım, rüzgarı hissettim. Bugün ilk defa yalancı dünyadaydım. Mutluyum. Başlangıçların şerefine kibriti çakıp göğe uçuşunu büyük bir keyifle izliyorum. Ve hatta bir tane daha...
Şerefe!
27 Nisan 2010 Salı
Sürpriz!
16 Nisan 2010 Cuma
Çiçeğimi Kapıp Gidesim Var!
14 Nisan 2010 Çarşamba
Süreç: Evcilleşmek!
11 Nisan 2010 Pazar
Acı Eşiği!
21 Mart 2010 Pazar
Mutluyum, mutlusun, mutlu!
Mutlu olunca farkettim. Zırvalar yarıya düşüyor. Neden mutluyum diye sormuyorum kendime, sormamalı da! Onu ararken sevimsiz şeyler bulabiliyorum, keyfim kaçıyor. Gereksiz her şeyi kendimle beraber eski yaşımda bıraktım. Açılmayan bir adet şaka paketini hayatı tersten yaşayan bir balığın eline verirseniz konfetileri elleriyle havaya atmak zorunda kalır. Çünkü sabırsızdır. Patlamasına izin vermez, herhangi bir kesici delici aletle oracıkta işini bitirir. Doğru yerden açılmayan paketler, anlık değişimler, kahkahalarla kesilen hapşırıklar, baskılı t-shirtler, totalde hiç büyüyememek...Diğerleri gibi olamamak şudur; sürprizi olamayan bir hayat. Peki!
Karşı taraf için sürpriz ya da şaka paketi olmayı ben seçmedim. Yaradılış gereği...Birileri nereden açıldığımı beni sıkarak, kurcalayarak, uğraşarak bulmak zorunda. Eğer sıkılırsanız arkanızdan üzülmez. Umursamaz...Kayıtsızlık kanıksanmıştır. Sabırsız davranıp keserseniz incinmez. Siz sevimsiz sürprizsiz donuk bir nesneden başka bir şey görmezsiniz. Oyunu kuralına göre oynarsanız... İşte o zaman konfetiler ve renkler hepimizin!
13 Mart 2010 Cumartesi
Big Fish
15 Şubat 2010 Pazartesi
SAN(R)I!
20 Kasım 2009 Cuma
Devriye!
31 Ekim 2009 Cumartesi
"-sar"...Sar!
16 Ekim 2009 Cuma
Balıklar Da Uyur!
Şehrin en güzel saati! Koku ise dayanılmaz! Şaşırtıcı ama devamlı güncellenip zıvanadan çıkan projelerimi bir kenara bırakırsam sanırım burayı sevdim. Rüya görüyorum...Belki de oksijensizlik kafama vurdu; halüsinasyon görüyorum. Ne fark eder?! Mutluyum...
Her insanın yıldızı varmış...Halt etmiş onlar! O yıldızlar balıkların! Gözlerimle görürdüm, mort olan her balık suya yansıyan ışıkları biraz daha söndürüyordu. Buraya geldiğimden beri gördüm ki insanlar yıldızlara sahip olamayacak kadar bencil! Kendi parıltılarına sarılıyor hepsi, yıldızlar umurlarında değil! Belki de yıldızlara kafa tutuyor, şapşallar!
Ama biz öyle değiliz. Yarım akıllarımızla hayatta çuvallarken yıldız tozuyla mucize ararız. Hayallerimiz onların helyumlu uçan balonlarını fazlasıyla sollar; zeplinler yaratırız. Hatırlayabilseydik boyutlar değişebilirdi tabi! Haddimizi bilir, asla yıldızlara kafa tutamayız. Bir gün her birimiz gökten inen yıldızına koşarak balıklar cehennemini boylayacak. Çok şükür, insanlığı karanlıkta, romantizmden yoksun bırakmamak için çalışmalar sualtında her saniye devam etmekte!
Ben şimdilik tozundan yararlanıyorum. Yıldızım bana yakın bir yerde. Bu kadar eziyete göğe yakın olduğum için katlanmak takdire şayan bir çaba! Bu gece başıma düşen yıldız tozları için minnettarım. Erimiş gıdadan yoksun, bol uçurucu etken ve yıldız tozuyla renkli bir gecenin keyfini sürüyorum...







